Kocaeli coğrafyası; Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan geçiş güzergâhı üzerinde bulunması, yerleşime elverişli verimli toprakları, bölgenin her dönem önemini koruyabilmesine araç olmuştur. Kocaeli’den geçmeden Anadolu’da gidemezsiniz. Aynı şekilde Kocaeli’den geçmeden İstanbul’a varamazsınız.

Truva Savaşı
Anadolu’da yol ağlarının mantığını anlamak için; Truva Savaşı’ndan sonra yeni kavimlerin göçünü iyi analiz yapmak gereklidir. Ayrıca dönemin denizcilik teknolojisini de iyi bilmek şarttır. Truva Savaşı’nın kaybedilmesi Anadolu topraklar için yeni bir göç dönemin başlangıcı olmuştur. Anadolu’nun coğrafi konumu karayolu ile göçe uygun durumda olmadığı bir dönemde yapılan bu yeni göçlerin Truva Savaşı sonrası Karadeniz’in kolonisazyonunu birlikte değerlendirmek gereklidir.

Denizciliğin gelişimi
Dünyanın kültürel gelişimi denizciliğin gelişimiyle başlamıştır. Denizciliğin tarihsel gelişimini ve Karadeniz’in kolonizasyonunu bilmeden, Kocaeli’nin tarihsel sürecini ve kültürünün şekillendiği yapı taşlarını anlamak zordur. Kerpe Limanı, İzmit Körfezi, Diliskelesi ve günümüzde Yalova ili sınırlarında bulunan Hersek Limanı’nı baz alarak Kocaeli Yarımadası’ndaki yol ağının mantığını anlayabiliriz. Tüm antik yolların başlangıç veya bitiş yerleri yukarıda ismi geçen antik doğal limanlar sağlanmıştır.

Taş kemer köprüler üzerinden tarih okuması
Dergimizin bu sayısında ayakta kalmış ve restorasyonunu tamamlanmış taş kemer köprüler üzerinden bilgilendirme dosyası hazırladık. Kimi taş kemer köprünün eski ve yeni görsellerini yan yana kullanarak bir tasarımda bulunduk.
Roma Dönemi
Kocaeli’nin taş kemerli köprülerini Anadolu’da Roma dönemi ve sonrası olarak değerlendirdik. Yapılan bilimsel yüzey araştırmalarında Kocaeli’de Roma döneminde inşa edilmiş çok sayıda taş kemer köprünün varlığını öğrenmiş olduk.
Ülke sınırlarımızı aşan yollar
Kocaeli coğrafyası üzerinde bulunan taş kemer köprülerin yerlerini bir harita üzerinde işaretlenip bir köprüden diğer köprüye bir hat çizildiğinde eski Roma Yolu, İpek Yolu, Hac Yolu, Sultan Murat Yolu, Osmanlı Bağdat Yolu ortaya çıkmaktadır.

Kocaeli ve çevresindeki yol ağı
Kocaeli bölgesi yolları Yunan koloni devletleri dönemlerinden günümüze kadar önemini korumuştur. Bu yol ağının Roma döneminde de önemli bir değişikliğe uğramadan kullanılmaya devam etmiştir. Avrupa ile Asya arasında önemli bir geçiş güzergâhı olan bu bölgedeki yol; Nikomedeia (İzmit) ve Nikaea’dan (İznik), Claudiopolis (Bolu), Krateia (Gerede), Pompeiopolis (Taşköprü) ve Amasya’ya ulaşmaktaydı.

Doğu Roma’nın başşehri
Nicomedia’ın (İzmit) Diocletian tarafından Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edilmesinden sonra bu coğrafyadaki yol önem kazanmaya başlamıştır. Nikomedya (günümüzdeki İzmit), Doğu Roma’ya 46 yıl başkentlik yaptıktan sonra Constantinople’un (günümüzdeki İstanbul) 330’da başkent yapılmasından sonra iyiden iyiye kuvvetlenmiştir. Nikomedya; Bizans askeri yol güzergâhında başkentten Kudüs’e uzanan güzergâhın ilk duraklarından birisiydi. Avrupa’dan gelip Constantinop’le (İstanbul) üzerinden güneye inen hacılar, yüzyıllar boyunca bu yolları kullanmıştır. Bu nedenle Kocaeli bölgesindeki yollar, Truva Savaşı’ndan günümüze kadar yaklaşık 3 bin 700 yıl her zaman önemini korumuştur.

Kocaeli’de Türk dönemi
Truva Savaşı’ndan başlayarak, İzmit ve çevresinin Türklerin eline geçtikten sonra da bu yolun kullanılmaya devam ettiği görülür. Osmanlı Devleti’nde başkenti Anadolu’ya bağlayan bu güzergâh özellikle ordular, kervanlar, hacca gidenler ve ticaretle uğraşanlar tarafından kullanılmıştır. Yani yollar, Kocaeli coğrafyasının belleği olmaya devam etmiştir.

Üç kollu yol ağı
Osmanlı Devleti’nin yol ağına bakıldığında, başkenti Anadolu’ya bağlayan ana yolların üç kol halinde uzandığı görülür. Her üç kolun da önemli durakları arasında Kocaeli bölgesindeki yerleşim yerleri bulunur. Üsküdar’dan başlayarak Diyarbakır’a kadar uzanan orta kol; Kars’a kadar uzanan sol kol ve Haleb’e ulaşan sağ kolun başlangıç noktalarından birisi Gebze’dir.
Hac Yolu
Bu ana yolların dışında yine Üsküdar’dan başlayan ve Gebze, Diliskelesi, Gemlik üzerinden devam eden yol ise 17.-18. yüzyıllarda önemli bir ticaret limanı olan Çeşme’ye bağlanmıştır. Dilovası’ndan Hersek Limanı’na ulaşan hac yolu; Dragon Vadisi yolu (Karamürsel Yalakdere) ile İznik’e ulaşmaktadır. Bir diğer hac yolu da Gölcük Kazıklı Kervansarayı yolu ile yine İznik’e varmaktadır.

Hünkârçayırı
Fatih Sultan Mehmed’in 1481’de Osmanlı ordusunu Üsküdar’dan hareket ettirdiği ve günümüzde Çayırova olarak geçen bölgede bir otağı kurduğu görülür. Sultanın rahatsızlanarak vefat ettiği bu alan günümüzde ‘Hünkârçayırı’ olarak anılmaktadır. 15. yüzyılda Osmanlı ordusu için önemli konaklama yerlerinden olan bölgenin ticari ve dini öneminin yanı sıra orduların geçişi için de stratejik bir öneme sahip olduğu görülmektedir. 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Seferi’ne çıktığında Osmanlı ordusu bu güzergâhı kullanmış ve Kocaeli bölgesinden geçerek Geyve-Taraklı (İpek Yolu) istikametine devam etmiştir.

“Ağaç deryası”
İzmit ve çevresinin orman bakımından çok zengin olması bu bölgenin 15. yüzyıldan itibaren kereste ticaretinin merkezlerinden birisi olmasını sağlamış ve bu vesileyle İstanbul’a uzanan yol ağı her zaman canlı kalmıştır. Evliya Çelebi İzmit’in doğusundaki dağların ormanları için ‘ağaç deryası derler’ şeklinde bir tanımlama yapmıştır. Ayrıca bu ormanlarda kereste kesimi yapıldığını belirtmiştir.
Ağaç köprüler
Evliya Çelebi; Kartal’dan yola çıktıktan sonra İzmit’e, İzmit Körfezi’nin güneyinden Gölcük Kazıklı kervansarayına kadar süren yolculuklarında birçok tahta köprünün üzerinden geçmiş olduklarını belirtmiştir. İzmit ile İznik arasında Baş İskele isimli mevziden Hisar Deresi’ne kadar 15 adet ağaç köprünün mevcut olduğu biliniyor.

Konya, Halep, Şam ve Mısır
Evliya Çelebi 1631 yılında uğradığı Diliskelesi için “Konya, Halep, Şam ve Mısır’a giden hacılar ile tüccar ve ziyaretçilerin tamamı bu iskelede at kayıklarına binip bir mil karşı tarafta bulunan Hersek diline geçerler” demekle bu güzergâhın 17. yüzyılda hem ticari hem de hac yolu olarak kullanıldığını ortaya koyar.
206 adet köprü
1887’de Selim Sırrı Paşa’nın gözetiminde gerçekleştirilen yol yapım çalışmalarında ise İzmit-Ankara yolunun İzmit sancağına ait 107 kilometrelik kısmında 206 adet irili-ufaklı köprünün mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Aslında bu veri; Kocaeli’nın su potansiyeli açısından çok değerli olduğunun göstergesidir.
Kocaeli’nin stratejik konumu
İbn-i Haldun’un; ‘Coğrafya kaderdir’ sözü Kocaeli coğrafyasında anlam bulmuştur. Bölgenin stratejik konumu Truva Savaşı sonrasından başlayarak ana yol güzergâhlarının en önemli duraklarından birisi olmuştur. Kocaeli yol ağı; Bithynia Krallığı, Roma İmparatorluğu, Anadolu Selçuklu Devleti ve Doğu Roma (Bizans) dönemlerinde çok fazla değişikliğe uğramamıştır. Bu durumun ana sebebi kentin Avrupa ile Asya’yı bağlayan ana arterin üzerinde yer almasıdır.

Osmanlı dönemi
Osmanlı döneminde ise orduların, tacirlerin veyahut hacca gidenlerin Kocaeli yol ağlarının kullanmaya devam ettikleri görülmektedir. Söz konusu güzergâhın tamamlayıcı unsurlarından olan köprüler bu amaçlara hizmet etmek adına dere, nehir gibi su kaynaklarının üzerine inşa edilmiştir. Bu köprülerin çoğunluğunu ahşap köprüler oluşturmaktadır. Üsküdar-Gebze, Gebze-İzmit, İzmit-Sapanca ve İzmit-Gölcük arasında çok sayıda ahşap köprünün yer aldığı ve bu köprülerin kimi zaman vuku bulan su taşkınları neticesinde harap oldukları bölgeye yolu düşmüş gezginlerin verdikleri bilgiler arasındadır.
Sonsuza kadar
Günümüzde Kocaeli, stratejik konumu sebebi ile ülkemizin değer üreten ilk üç kentinden biridir. Kocaeli; İstanbul, Bursa ile birlikte stratejik konumu, verimli toprakları, su potansiyeli, gür ormanlarının varlığı ile tarih boyunca cazibe merkezlerinden birisi olmuştur. Bu stratejik konum, sonsuza kadar sürecektir…
Metin ve fotoğraflar: İsmail Şahinbaş
Kartepe Dergisi (ISSN 2979-9430)
6. Sayı (Kasım 2025)








